Allahın 99 İsmi Ve Anlamları
“Muhakkak ki Allah Teala’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse Cennete girer.” (Buharî, Deavat, 68; Tirmizî, Deavat, 83; Hakim, I, 62)
اَللّٰهْ
Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zatın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi.
اَلرَّحْمٰنُ
er-Rahman: Bütün mahlûkata merhamet eden, hepsine de nîmetler veren.
اَلرَّح۪يمُ
er-Rahîm: Pek ziyade merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden.
اَلْمَلِكُ
el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi.
اَلْقُدُّوسُ
el-Kuddûs: Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz.
اَلسَّلَامُ
es-Selam: Her çeşit arıza ve hadiselerden salim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selamete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selam eden.
اَلْمُؤْمِنُ
el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen.
اَلْمُهَيْمِنُ
el-Müheymin: Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan.
اَلْعَز۪يزُ
el-Azîz: Yenilmeyen yegane galip.
اَلْجَبّٰارُ
el-Cebbar: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların halini iyileştiren, iradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan.
اَلْمُتَكَبِّرُ
el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhar eden.
اَلْخَالِقُ
el-Halık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hadiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan var eden.
اَلْبَارِئُ
el-Bari’: Eşyayı ve her şeyin aza ve cihazlarını birbirine uygun bir halde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan.
اَلْمُصَوِّرُ
el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
اَلْغَفَّارُ
el-Ğaffar: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan.
اَلْقَهَّارُ
el-Kahhar: Her şeye, her istediğini yapacak surette galib ve hakim.
“Muhakkak ki Allah Teala’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse Cennete girer.” (Buharî, Deavat, 68; Tirmizî, Deavat, 83; Hakim, I, 62)
اَللّٰهْ
Allah: Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zatın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi.
اَلرَّحْمٰنُ
er-Rahman: Bütün mahlûkata merhamet eden, hepsine de nîmetler veren.
اَلرَّح۪يمُ
er-Rahîm: Pek ziyade merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden.
اَلْمَلِكُ
el-Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi.
اَلْقُدُّوسُ
el-Kuddûs: Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz.
اَلسَّلَامُ
es-Selam: Her çeşit arıza ve hadiselerden salim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selamete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selam eden.
اَلْمُؤْمِنُ
el-Mü’min: Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen.
اَلْمُهَيْمِنُ
el-Müheymin: Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan.
اَلْعَز۪يزُ
el-Azîz: Yenilmeyen yegane galip.
اَلْجَبّٰارُ
el-Cebbar: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların halini iyileştiren, iradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan.
اَلْمُتَكَبِّرُ
el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhar eden.
اَلْخَالِقُ
el-Halık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hadiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan var eden.
اَلْبَارِئُ
el-Bari’: Eşyayı ve her şeyin aza ve cihazlarını birbirine uygun bir halde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan.
اَلْمُصَوِّرُ
el-Musavvir: Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
اَلْغَفَّارُ
el-Ğaffar: Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan.
اَلْقَهَّارُ
el-Kahhar: Her şeye, her istediğini yapacak surette galib ve hakim.