Müslüman Olmayan Anne ve Babaya İkramda Bulunulur mu?

Müslüman olmayan anne ve babaya ikramda bulunulur mu? Peygamber Efendimiz (s.a.v) ne tavisyede bulunuyor?
Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma radıyallahu anhüma şöyle dedi:
İslamiyet’i kabul etmemiş olan annem Resulullah zamanında yanıma gelmişti. Resulullah’ın görüşünü almak için:
- Annem, beni özleyip gelmiş. Ona ikramda bulunabilir miyim? diye sordum.
Peygamber aleyhisselam:
“Evet, annene iyi davran!” buyurdu. (Buharı, Hibe 29, Cizye 18, Edeb 8; Müslim, Zekat 50. Ayrıca bk. Ebu Davud, Zekat 34)
Hazreti Esma Kimdir?
Hz. Ebu Bekir’in büyük kızı, Hz. aişe’nin de anne bir kardeşidir. Esma on sekizinci müslüman olarak bilinir. Babasıyla Resul-i Ekrem Efendimiz’in hicret edecekleri gece onların yol azıklarını hazırlamışlar, fakat azığı koydukları dağarcığı bağlayacak bir ip bulamamışlardı. Esma hiç düşünmeden belindeki kuşağı çözüp ortadan ikiye bölmüş, biriyle hazırlanan azığı sarmış, diğer yarısını beline dolamıştı. O günden sonra iki kuşaklı anlamında “zatü’n-nitakayn” diye anıldı.
Cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Zübeyr İbni Avvam ile evlendi. Yezid İbni Muaviye’nin ölümünden sonra Mekke-i Mükerreme’de dokuz ay halifelik yapan ve Haccac-ı Zalim’e karşı yiğitçe çarpışıp şehid olan Abdullah İbni Zübeyr’i o dünyaya getirdi.
Abdullah’ın zor günlerinde annesiyle yaptığı istişare dillere destandır. Haccac Mekke’yi kuşatmış, Ebu Kubeys Dağı’ndan bu mübarek şehri mancınıklarla taşa tutmuştu. Kuşatmanın altıncı ayında Mekkelilerin yiyecekleri tükenmişti, taraftarları Abdullah’ı terk etmeye başlamıştı. Abdullah’ın yanında pek az adamı kalmıştı. Haccac ona, teslim olduğu takdirde kendilerine bir şey yapılmayacağına dair haber salmıştı. Abdullah İbni Zübeyr annesinin yanına giderek dedi ki:
- Anneciğim! Halk beni terk etti. Hatta kendi oğlum bile beni bırakıp gitti. Yanımda az bir adam kaldı. Onlar da en fazla bir saat dayanabilir. Bu herifler bana ne istersem verecekler. Ne yapmamı uygun görürsün?
Hz. Esma ona şunları söyledi:
Oğlum! Sen kendini daha iyi bilirsin. Davanın hak olduğundan ve halkı Hakk’a çağırdığından eminsen, diren. Senin bütün adamların, arkadaşların Hak yolunda öldüler. Boynunu Benı Ümeyye oğlanlarının ellerine teslim edip oynatma! Eğer bunu dünyalık kazanmak için yapacaksan, sen ne kötü bir kulmuşsun! Böylece hem kendini hem de senin yanında yer alanları mahvetmiş oldun demektir. Eğer “Ben doğru yoldaydım. Fakat arkadaşlarıma bezginlik gelince gücümü kaybettim” diyorsan, bu yiğitlerin yapacağı iş değildir. Dünyada daha ne kadar yaşayacaksın? Ölmek daha iyidir...
Esma bu tarihı konuşmadan bir müddet önce gözlerini kaybetmişti. Bu uzun konuşmanın sonunda oğluyla vedalaşırken, onun üzerinde zırh bulunduğunu anladı. “Bu şehitlik isteyenlerin yapacağı iş değildir” diyerek üzerindeki zırhı çıkarmasını istedi.
Yüz on sene yaşamış olan Hz. Esma, oğlunun 73 (692) yılında Haccac’a yenilerek şehid olmasından beş on gün sonra Mekke’de vefat etti.
Kendisinden seksen beş hadis rivayet edilmiştir.
Allah ondan razı olsun.
Hadisi Nasıl Anlamalıyız?
Hz. Esma’nın annesinin kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Onun İslamiyet’i kabul edip etmediği de belli değildir. Müslümanlarla Mekkelilerin birbirleriyle savaşmamak üzere Hudeybiye’de anlaşma yapmalarından sonra kızını ziyarete geldiği rivayet edilmektedir. Hz. Ebu Bekir’in Cahiliye döneminde boşadığı da söylenen bu kadın İslamiyet’i kabul etmediği gibi, bazı rivayetlerden anlaşıldığına göre bu din hakkında iyi düşüncelere sahip değildi. Belki de maddı sıkıntıya düştüğü bir zamanda hem kızını hem de onun yardımını görmek arzusuyla yanına gelmişti.
Hz. Esma annesi de olsa bir müşrikeyi evine alıp alamayacağını, ona yardım edip edemeyeceğini bilmiyordu. Bütün sahabıler gibi o da, bilmediği konuda kendi başına hüküm vermek istemediği için kalktı, Resul-i Ekrem’in evine geldi ve problemini ona arzetti. Kainatın Efendisi Hz. Esma’ya, annesi müşrike de olsa onu evine kabul etmesini, iyilik ve ikramda bulunmasını söyledi.
Bu bahsin başında altıncı olarak zikrettiğimiz ayette Allah Teala’nın şöyle buyurduğunu görmüştük:
“Biz insana, ana ve babasına iyi davranmayı emrettik. Özellikle de anası nice sıkıntılara katlanarak onu karnında taşımış; emzirmesi de iki yıl sürmüştür. İşte bu sebeple bana, ana ve babana şükret, diye tavsiye ettik” [Lokman suresi (31), 14].
ayetin devamında, müslüman olmayan anne ve babaya ancak Allah’ı inkar etmek için zorladıkları takdirde itaat edilmemesi emredilmekte, hemen peşinden de “Onlarla dünyada iyi geçin!” buyurulmaktadır.
Demekki anne ve baba hangi dinde bulunursa bulunsun, müslüman bir evladın görevi onlara saygıda kusur etmemek, aynı zamanda kendilerine iyilik ve ikramda bulunmaktır.
Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler
1. İnsan bilmediği bir konuda hata etmemek için, o konuyu bilen birine sormalıdır.
2. Kafir olan anne ve babaya ikramda bulunmak sakıncalı değildir. Gerektiğinde onların geçimini sağlamak müslüman bir evladın görevidir.
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
İslam ve İhsan

Müslüman olmayan anne ve babaya ikramda bulunulur mu? Peygamber Efendimiz (s.a.v) ne tavisyede bulunuyor?
Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma radıyallahu anhüma şöyle dedi:
İslamiyet’i kabul etmemiş olan annem Resulullah zamanında yanıma gelmişti. Resulullah’ın görüşünü almak için:
- Annem, beni özleyip gelmiş. Ona ikramda bulunabilir miyim? diye sordum.
Peygamber aleyhisselam:
“Evet, annene iyi davran!” buyurdu. (Buharı, Hibe 29, Cizye 18, Edeb 8; Müslim, Zekat 50. Ayrıca bk. Ebu Davud, Zekat 34)
Hazreti Esma Kimdir?
Hz. Ebu Bekir’in büyük kızı, Hz. aişe’nin de anne bir kardeşidir. Esma on sekizinci müslüman olarak bilinir. Babasıyla Resul-i Ekrem Efendimiz’in hicret edecekleri gece onların yol azıklarını hazırlamışlar, fakat azığı koydukları dağarcığı bağlayacak bir ip bulamamışlardı. Esma hiç düşünmeden belindeki kuşağı çözüp ortadan ikiye bölmüş, biriyle hazırlanan azığı sarmış, diğer yarısını beline dolamıştı. O günden sonra iki kuşaklı anlamında “zatü’n-nitakayn” diye anıldı.
Cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Zübeyr İbni Avvam ile evlendi. Yezid İbni Muaviye’nin ölümünden sonra Mekke-i Mükerreme’de dokuz ay halifelik yapan ve Haccac-ı Zalim’e karşı yiğitçe çarpışıp şehid olan Abdullah İbni Zübeyr’i o dünyaya getirdi.
Abdullah’ın zor günlerinde annesiyle yaptığı istişare dillere destandır. Haccac Mekke’yi kuşatmış, Ebu Kubeys Dağı’ndan bu mübarek şehri mancınıklarla taşa tutmuştu. Kuşatmanın altıncı ayında Mekkelilerin yiyecekleri tükenmişti, taraftarları Abdullah’ı terk etmeye başlamıştı. Abdullah’ın yanında pek az adamı kalmıştı. Haccac ona, teslim olduğu takdirde kendilerine bir şey yapılmayacağına dair haber salmıştı. Abdullah İbni Zübeyr annesinin yanına giderek dedi ki:
- Anneciğim! Halk beni terk etti. Hatta kendi oğlum bile beni bırakıp gitti. Yanımda az bir adam kaldı. Onlar da en fazla bir saat dayanabilir. Bu herifler bana ne istersem verecekler. Ne yapmamı uygun görürsün?
Hz. Esma ona şunları söyledi:
Oğlum! Sen kendini daha iyi bilirsin. Davanın hak olduğundan ve halkı Hakk’a çağırdığından eminsen, diren. Senin bütün adamların, arkadaşların Hak yolunda öldüler. Boynunu Benı Ümeyye oğlanlarının ellerine teslim edip oynatma! Eğer bunu dünyalık kazanmak için yapacaksan, sen ne kötü bir kulmuşsun! Böylece hem kendini hem de senin yanında yer alanları mahvetmiş oldun demektir. Eğer “Ben doğru yoldaydım. Fakat arkadaşlarıma bezginlik gelince gücümü kaybettim” diyorsan, bu yiğitlerin yapacağı iş değildir. Dünyada daha ne kadar yaşayacaksın? Ölmek daha iyidir...
Esma bu tarihı konuşmadan bir müddet önce gözlerini kaybetmişti. Bu uzun konuşmanın sonunda oğluyla vedalaşırken, onun üzerinde zırh bulunduğunu anladı. “Bu şehitlik isteyenlerin yapacağı iş değildir” diyerek üzerindeki zırhı çıkarmasını istedi.
Yüz on sene yaşamış olan Hz. Esma, oğlunun 73 (692) yılında Haccac’a yenilerek şehid olmasından beş on gün sonra Mekke’de vefat etti.
Kendisinden seksen beş hadis rivayet edilmiştir.
Allah ondan razı olsun.
Hadisi Nasıl Anlamalıyız?
Hz. Esma’nın annesinin kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Onun İslamiyet’i kabul edip etmediği de belli değildir. Müslümanlarla Mekkelilerin birbirleriyle savaşmamak üzere Hudeybiye’de anlaşma yapmalarından sonra kızını ziyarete geldiği rivayet edilmektedir. Hz. Ebu Bekir’in Cahiliye döneminde boşadığı da söylenen bu kadın İslamiyet’i kabul etmediği gibi, bazı rivayetlerden anlaşıldığına göre bu din hakkında iyi düşüncelere sahip değildi. Belki de maddı sıkıntıya düştüğü bir zamanda hem kızını hem de onun yardımını görmek arzusuyla yanına gelmişti.
Hz. Esma annesi de olsa bir müşrikeyi evine alıp alamayacağını, ona yardım edip edemeyeceğini bilmiyordu. Bütün sahabıler gibi o da, bilmediği konuda kendi başına hüküm vermek istemediği için kalktı, Resul-i Ekrem’in evine geldi ve problemini ona arzetti. Kainatın Efendisi Hz. Esma’ya, annesi müşrike de olsa onu evine kabul etmesini, iyilik ve ikramda bulunmasını söyledi.
Bu bahsin başında altıncı olarak zikrettiğimiz ayette Allah Teala’nın şöyle buyurduğunu görmüştük:
“Biz insana, ana ve babasına iyi davranmayı emrettik. Özellikle de anası nice sıkıntılara katlanarak onu karnında taşımış; emzirmesi de iki yıl sürmüştür. İşte bu sebeple bana, ana ve babana şükret, diye tavsiye ettik” [Lokman suresi (31), 14].
ayetin devamında, müslüman olmayan anne ve babaya ancak Allah’ı inkar etmek için zorladıkları takdirde itaat edilmemesi emredilmekte, hemen peşinden de “Onlarla dünyada iyi geçin!” buyurulmaktadır.
Demekki anne ve baba hangi dinde bulunursa bulunsun, müslüman bir evladın görevi onlara saygıda kusur etmemek, aynı zamanda kendilerine iyilik ve ikramda bulunmaktır.
Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler
1. İnsan bilmediği bir konuda hata etmemek için, o konuyu bilen birine sormalıdır.
2. Kafir olan anne ve babaya ikramda bulunmak sakıncalı değildir. Gerektiğinde onların geçimini sağlamak müslüman bir evladın görevidir.
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
İslam ve İhsan