Talha Bin Ubeydullahın hayatı
Gözle görülmeyecek, sayılara sığmayacak kadar Allah'ımızın pek çok nimetleri içinde yaşıyoruz. Kur'an-ı Kerim'de buyruluyor:
"Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz." (İbrahim, 34)
Sevgi de bu nimetlerden bir tanesi... Bedenı gıdamız için yiyip içmeye ne kadar ihtiyaç duyuyorsak ruhumuz için de o derece sevgiye muhtacız. Sevgisiz hayat kuru bir ağaca benzer. Sevgili peygamberimiz: "Sevmeyen ve sevilmeyende hayır yoktur" buyuruyorlar. Sevgi, insanların birbirleriyle yakınlaşmasını, kaynaşmasını, birlik ve beraberliğini sağlar.
Mümin Allah için sever ve sevilir. Zira o Allah ve Resulü'nün sevgi halesinde yetişmiştir. O sevgi hayatlarına yön verir, dünyaya aldanmazlar. O sevgi nuru Müslümanı dünya sıkıntılarına karşı sabra, İslam'ın yücelmesi yolunda fedakarlıklara alıştırır. Malını, canını her şeyini Allah ve Resulü için feda edebilecek bir kıvama getirir. Sahabe-i kiram efendilerimizin hayatına bakılacak olursa bu fedakarlıkların binlerce örneğini bulmak mümkündür.
Habib-i Kibraya (s.a.v.) Efendimiz'in kendisini çok sevdiği ve onu göremeyince: "Ne oldu ki ben o melıh, fasıh dostumuzu göremiyorum." buyurduğu Hazreti Talha bin Ubeydullah (r.a.) bunlardan sadece biridir.
Gözle görülmeyecek, sayılara sığmayacak kadar Allah'ımızın pek çok nimetleri içinde yaşıyoruz. Kur'an-ı Kerim'de buyruluyor:
"Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz." (İbrahim, 34)
Sevgi de bu nimetlerden bir tanesi... Bedenı gıdamız için yiyip içmeye ne kadar ihtiyaç duyuyorsak ruhumuz için de o derece sevgiye muhtacız. Sevgisiz hayat kuru bir ağaca benzer. Sevgili peygamberimiz: "Sevmeyen ve sevilmeyende hayır yoktur" buyuruyorlar. Sevgi, insanların birbirleriyle yakınlaşmasını, kaynaşmasını, birlik ve beraberliğini sağlar.
Mümin Allah için sever ve sevilir. Zira o Allah ve Resulü'nün sevgi halesinde yetişmiştir. O sevgi hayatlarına yön verir, dünyaya aldanmazlar. O sevgi nuru Müslümanı dünya sıkıntılarına karşı sabra, İslam'ın yücelmesi yolunda fedakarlıklara alıştırır. Malını, canını her şeyini Allah ve Resulü için feda edebilecek bir kıvama getirir. Sahabe-i kiram efendilerimizin hayatına bakılacak olursa bu fedakarlıkların binlerce örneğini bulmak mümkündür.
Habib-i Kibraya (s.a.v.) Efendimiz'in kendisini çok sevdiği ve onu göremeyince: "Ne oldu ki ben o melıh, fasıh dostumuzu göremiyorum." buyurduğu Hazreti Talha bin Ubeydullah (r.a.) bunlardan sadece biridir.